Bulunduğunuz Kategori: 2011

17
Tem

“Hayatınız boyunca oynadığınız oyun hakkında bilmediğiniz onca şey olması inanılmaz.”- Moneyball (2011)

Brad Pitt sosuna batırılmış bir Benneth Miller filmi: Moneyball

Film ilk bakışta sıradan bir takımın başarı öyküsü olarak görülebilir. Ama bu film sonu büyük başarılarla biten klasik ‘’Amerikan rüyası’’ tadında bir film değil. Yani kısmen değil.
Yıl 2001…

MLB takımlarından Oakland Athletics’in başında genel müdür olarak Billy Beane durmaktadır.
Takımın henüz kayda değer bir başarısı yoktur. Bir yandan elindeki yıldız oyuncuları büyük takımlara kaptırmakta bir yandan da ekonomik sorunlarla boğuşmakta olan bir takımdır. Billy Beane ise bu takımı sil baştan kurmaya ve ayakta tutmaya kararlıdır. Her ne kadar buna kimse inanmasa da Beane, oldukça kararlıdır ve takıma sihirli bir el değmişçesine yavaş yavaş takım yükselmektedir. Başta buna kimse inanmasa da zamanla olacaklar Billy Beane’i haklı çıkarır.

1
Tem

“Hissiz olmak, kolaydır. Bir şeyi önemsemek ise cesaret ve ahlak ister.” – Detachment

Jason Statham için nasıl aksiyon filmlerinin aranan kanı diyorsak bence Adrien Brody içinde dram, psikoloji türünün aranan ismi.. Bir insana psikolojik filmler bu kadar mı yakışır? Bu kadar mı sorunsuz şekilde rolünü canlandırır. Pardon yaşar desek daha doğru olacak sanırım. :)) Filmi izledikten sonra bu söylediğime hak vereceksiniz.

Bir öğretmen için en zor kısım sanırım sorumluluk sahibi olmayan, kendi başına buyruk öğrencilere bir şeyleri öğretme çabasıdır. Çünkü ne kadar onlara yaklaşmaya çalışsanızda onlar sizden hep uzakta duracaktır. Bunun en büyük nedeni ise bugüne kadar bir hata ile seçtikleri hayat yüzünden hep yalnız bırakılmaları, hor görülmeleri olsa gerek. Bence bir öğretmen için bu tür öğrencilerin başarılı olması daha önemlidir. Bir okul düşünün, tüm sorunlu öğrencilerin bulunduğu. Öğretmenlerin derse endişe ile girdiklerini, zaman zaman öğrenciler tarafından tehdit edildiğini. Böyle bir ortamda ne öğrenciler mutludur ne de öğretmenler.

8
Nis

“Kazan ya da kaybet, ringde birisi varsa dövüş bitmemiştir.” – Çelik Yumruklar

Yıl 2020… Teknolojinin gelişmesi ile artık insanlar, mevcut sporlardan keyif alamaz oldular. Bu sporların en başında ise boks yerini alıyor. Teknolojisi ise almış başını giderken bir anda ringleri robotlar doldurmaya başladı. Artık boks daha heyecanlıdır. İnsanlar robotlara yatırımlar yapmaya başladılar. Ses kontrol ile çalışanından, takip özelliğine sabit olan robotlara kadar teknolojinin bir sürü nimetlerinden faydalandılar.

Charlie Kenton, geçmişte çok cesur bir boksördü. Dünyanın 2. en iyi boksörüne bile 12 round boyunca direnmiştir. Ringlerden indikten sonra diğer sporcular gibi o da robot boksuna yatırım yapmaya başlamıştır. Fakat pekte başarılı olamadı aslında. Bu işe çok para yatırmasına rağmen dövüşlerde düşüncesiz hareketlerinden dolayı robotları hep parçalatmıştır. Fazla cesur olmakta çok iyi değilmiş. :))

14
Şub

“Mücadele etmemizin sebebi dünyayı değiştirmek değil, dünyanın bizi değiştirmesine izin vermemek için…” – Do-ga-ni

Geçenlerde ne izlesem diye düşünürken sitenin birinde bu filmle ilgili yorumlar yapıldığını gördüm ve listemin en başına attım filmi. Film hakkında okuduğum yazılar ve yorumlarda filmin, 2005 yılında Mujin’de işitme engelliler okulunda yaşanan bir olayı aktardığını öğrendim. Ağır bir dram içeriyor herkesin izlememesi tavsiye edilir.

2005 yılında Seul’dan Mujin’e işitme engellileri okuluna gelen bir öğretmenin öğrencilerle kaynaşmaya çalıştığı sırada ters tepkiler alınca bu durumdan başta şüphelenmişti ama okulda öğrencilerin durumunu konuştuğu bir hoca bunun normal olduğunu söyleyince başından savmıştı bu düşünceyi. Fakat bir akşam okulda duyulan bir çığlık sesi ile her şeyi öğrenmişti. Bazı öğrenciler, okul müdürü ve çalışanlar tarafından cinsel istismara uğramışlardır. Bu olay ortaya çıkınca gerekli yerlere şikayetler yapılmıştır ama her kurum olayın üstünü sanki kapatırcasına davanın üzerinde durmamıştır.

11
Oca

“Bazen gerçek, duymaya ihtiyacımız olan son şeydir…” – The Flowers Of War

Oynadığı her film izlenebilen oyuncular vardır. Bunların en başında Christian Bale yer alıyordur hiç şüphesiz. Bugüne kadar oynadığı her rolün hakkını fazlasıyla vermiş ve filmleri hafızamızda yer edinmiştir. Geçen gün oynadığı filmlere göz atarken Savaşın Çiçekleri isimli filme denk geldim. 1937 yılında Japonya’nın, Çin’in başkentini işgal ettiği dönemde savaş sırasında yaşananları ele alan bir film. Başta izleyip izlememekte kararsız kaldım ama Christian’ın oynadığı film kötü olabilir mi? düşüncesi ile izlemeye başladım.

Başlarda biraz sıkıcı ilerliyor ama sizi filmden koparmadan yavaş yavaş tüm dikkatinizi toplamaya başlıyor. John, rahip’in vefat etmesi üzerine defin işlemlerini gerçekleştirmek üzere Çin’e geliyor ve savaşın ortasında kalıyor.

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress