Author Archives: Melek Merve
Ne olmuş yani büyük adam olamadıysak. Hayallerimizi de satmadık ya.. – Rina
Kim demiş Türk sineması kötü diye?? Tamam tamam şahsen ben de hep ön yargıyla yaklaştım Türk Sinemasına.. Ama bu filmi izleyince anlayacaksınız ki bizim de harbiden çok kaliteli filmlerimiz varmış. Sanırım bizler en iyi dram konusunu işleyebiliyoruz. Fakat duygulandırırken bir anda tebessüm yaratmasını da ihmal etmiyoruz. İzlemediğim neredeyse tüm Türk filmlerini izleyeceğim sonradan ben bunu nasıl izlemedim ya demek istemiyorum çünkü. :)
Hepimizin çocukluktan başlayan hayalleri vardır sanırım. Hatta bizler hayal kurmayı “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu ile öğrendik sanırım. Kimimiz bu hayalinin peşinden koştu, bunu başardı yada başaramadı.. Kimimiz ise hiçbir çaba göstermeden onun hayallerinde kalmasını sağladı. Rina’nın da konusunu hayaller üzerine. 3 Kafadar arkadaş, yok yok onlara arkadaş demek az kalır. Kardeş, can ciğer dost demek daha doğru olur sanırım :)
Seninki Kaç Para – 9 Martta Vizyonda
Merhaba arkadaşlar, ne zamandır haberler bölümüne içerik girmiyordum. Bugüne kısmetmiş :D Bugün mail adresime baktığım zaman bu filmin tanıtımını, fragmanını gördüm. Merak edip fragmanı izlediğimde ise keyifli bir film bizi bekliyor sanırım diye düşünmedim de değil hani.. :) Vatan Şaşmaz’ın ve rahmetli Azer Bülbül’ün başrolünü paylaştığı Seninki Kaç Para filminin konusu ise;
Cemil, İstanbul’da kafe işleten başarısız ve mutsuz bir adamdır. Karısı Melahat, kızı Didem ve birkaç tane çalışanıyla beraber batmakta olan kafeyi kurtarmak için var gücüyle çalışmaktadır. Bütün uğraşlarına rağmen kafeyi kurtaramayacağını anlayınca Teoman adında bir tefeciden borç alır. Ama yine işler yolunda gitmez ve kafe tekrar batmanın eşiğine gelir. Bir de üzerine Teoman’ın parasını almak için sürekli rahatsız etmesi eklenince Cemil iyiden iyiye çıkmaza düşer. Bunun üzerine tesadüf eseri tanışmış olduğu çok zengin bir adam olan Behçet’in tavsiyesiyle ruhunu şeytana satar.
İnsanlar başarıyı kutlarlar, ama biz başarısızlığı kutladık.. – Black
Bundan birkaç yıl önce bana Hindistan yapımı bir film önerseler hiç izlemeden direk o filmi elerdim sanırım. Bunun sebebi de sanırım izlemiş olduğum birkaç reklamdı. Saçma bir sebep, şimdi yazınca fark ettim :D
Hani bazı filmler vardır hatta bunlar çok nadir görülür.. Kimi sahnesinde gülmenizi sağlarken, diğer sahnesinde ağlamanıza neden olan, bir başka sahnesinde ise uzun düşüncelere dalmanızı sağlayanlar… İşte bu adamlar bu tür filmleri çok iyi yapıyor. Bugün, birkaç gün önce “Bu filmi izlemeden ÖLME!” diyen bir arkadaşım vesilesiyle seyrettim ve izledikten sonra ne kadar haklıymış diye düşünmedim değil doğrusu :) Bu filmi nasıl anlatacağım size bilmiyorum ama denemeden zarar gelmez sanırım çünkü insanı bayağı bir etkisi altına alıyor..
Hayata karanlık ve sessizlik içinde merhaba demek.. Kendi karanlığı ve sessizliği içinde hayatı kendi doğrularıyla tanımaya çalışan Michelle
Ya yaşama şansınız yüzde 50 olsaydı? – 50 / 50
Her gün ya da 2 günde 1 film izleyeyim diye bir düşünceye kendimi inandırıyorum ama olmuyor. Bu yabancı diziler yüzünden film keyfim bile yarıda kaldı. Haftada 1 ya da 2 haftada bir anca film seyredebiliyorum. Haliyle makaleler de gecikiyor. Neyse artık filme döneyim ben.. Filmin ismi biraz değişik gelmişti afişine de bakınca tamam bu filmi izlemeliyim dedim.
Normal de çok fazla dram sevmem. Hele ki belli bir hastalık üzerine yapılan filmleri izlemem pek. Örneğin hala “Kız Kardeşimin Hikayesi” filmini izlemedim. Ama en yakın zamanda izlesem iyi olacak sanırım. Konu gene yavaş yavaş uzamaya başladı ben toparlamaya başlasam iyi olacak sanırım :) Karadenizli olduğum için bu hastalığa pek de yabancı değilim belki de bu yüzden izlemeyi de tercih ettim. Son olarak şunu belirtmek istiyorum filmde bazı sahnelerde tebessüm etmeye hazır olun.
Kanunlar gereği hava alanı dışına çıkmanız yasak olsaydı ne yapardınız? – The Terminal
Siteye yazı yazmayalı 14 gün olmuş.. Ama bu 14 gün içerisinde yazı yazmamamın nedeni film izlemiyor olmamdan kaynaklanıyor. Bu aralar yabancı dizilere sarmış durumdayım.. The Mentalist, Chuck, Supernatural derken film izlemeye de vakit kalmıyor.. Bende ne yapayım? o zaman diye düşünürken eski izlediğim bir filmi sizlere aktarmayı tercih ettim.
Tom Hanks‘i tanımayanımız yoktur herhalde. Bir çoğumuz (bende dahil) onu Yeşil Yol filminde ki performansı ile tanımıştır.. Her ne kadar yapım yılı daha önce olmasına rağmen Forrest Gump filmini geç izlemişizdir. Şahsen ben çok çok çok sonra izlemiştim bu filmi ve bu kadar geç izlediğim için de kendime kızmıştım. Er Rayn’ı Kurtarmak, Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Sıkıysa Yakala gibi bir çok film ile bu liste uzar gider.. “Artık filme geçsek, çok uzattın arkadaşım” diyenleri duydum gibi :)







