ümraniye escort
ataşehir escort
kadıköy escort
kartal escort
ümraniye escort
kadıköy escort
ataşehir escort
izmir escort

Bulunduğunuz Kategori: 2010

5
Ağu

“Tabiat zalim olabilir ama biz öyle olmak zorunda değiliz.” – Temple Grandin

Uzun zamandır izleme listemde yer alan ama devamlı ertelediğim filmlerden bir tanesiydi Temple Grandin.. Sahi neden izleme listemizde yer alan filmlerin yerini hep yeni filmler alıyor da bu tarz kaliteli yapımları çok geç fark ediyoruz? Bundan böyle izlenecek olarak işaretlendiğinde o film aynı gün izlenecek. Yoksa böyle yıllar sonra izleyipte “Niye bu kadar erteledim ben bunu?” sorusunu kendimize sormayı da bırakacağız. :)

Son zamanlarda biyografi filmlerine merak sardım ve ne bulsam izliyorum. Sahi bu türde film önerileriniz varsa eğer yorum olarak önerirseniz sevinirim.. Neyse neyse filmimize dönelim artık. :) Temple Grandin, 4 yaşında otistik teşhisi koyulmuş ve doktorların tek önerdiği şey hastaneye yatırılması. Nasıl bir aile bu kadar çabuk vazgeçer ki? Ya da onların vazgeçmediği konuda bizler ne kadar çabuk vazgeçebiliyoruz?

9
Tem

“Doğmakla meşgul olmayan, ölmekle meşguldür.” – Bir Çeşit Komik Hikaye

Uzun zaman olmuştu Zach Galifianakis’in filmlerinden birini izlemeyeli. Nedendir bilinmez ama bir türlü ısınamadım kendisine biraz itici geliyor fakat bu düşüncemi bu filmle birlikte tamamen yıktı ve en kısa zamanda tüm filmlerini izleme hissiyat doğurdu. :) Komedi türünde görmeye alışık olduğumuz Zach aslında her daldan çalabilecek birisiymiş meğerse.. :)

Craig, okul yüzünden baya bir stress yapmış ve zaman zaman intiharı dahi düşünmüştür. Ailesinin tüm çabalarına (kime göre?) rağmen başarılı olmamışlar ve en sonunda Craig hastaneye gidip bir doktordan yardım almayı düşünür. Bir anda kendini hastanenin psikiyatr bölümünde bulur. Çocuk bölümü tadilatta olduğu için yetişkinlerle aynı bölümde kalır ve burada ağır hastalarda bulunmakta. Böyle bir ortam kendisine ne denli yarayacaktır?

25
Ara

“Kahramanlar, bazen kaderleri ağırlığında acı çekerler. Fakat, onları güçlendiren de bu acıdır.” – Midnight FM

Koreliler, gerilim türündeki filmlerde gerçekten çok başarılı yapımlar ortaya çıkarıyor. Fakat en büyük eksileri ise polisleri olaya dahil etmeleri. Yok yani film boyunca zaten hiçbir işe yaramıyorlar filmde olmasalar eksikliğini bile fark etmeyiz o derece başarısızlar. Bu izlediğim ikinci Kore yapımı gerilim filmi ve ilk filmde de polisler hiçbir işe yaramıyorlar. Tabii izleyiciyi sinir etmekten başka. :)) Neyse neyse, filme dönsem iyi olacak sanırım..

Ko Sun-young, işinde son derece başarılı bir haber sunucusudur. Ayrıca geceleri ise radyo programı sunuyor ve programında ise film müziklerine yer vermesi sinema severleri filme daha ilk dakikalarda bağlıyor. Sun-young, kızının ameliyatı için Amerika’ya gitmek zorundadır ve son yayını ile dinleyicilere güzel bir veda etme niyetindedir. Mikrofonun başına geçer ve film müzikleri ile film replikleriyle enfes bir programa başlar. Fakat yayın arasında gelen bir telefon ile tüm yayın akışını değiştirmek zorunda kalacaktır.

6
Eyl

Özgürlük için Sibirya’dan Hindistan’a 6.000 kilometre yürüyen bir grup esirin hikayesi.. – The Way Back

Uzun zaman oldu gene yazı yazmayalı.. Film izliyorum ama nedense yazıları hep erteliyorum. Geçen haftalarda izlediğim The Way Back ile tekrar geri dönelim bari.. :)) Buaralar çok sık biyografi izlemeye başladım güzelde oluyor hani böyle.

Şuan yazıyı yazarken bir yandan da yorumlara bakıyorum ama insan şaşırıyor gerçekten. Vasat diyerek puan olarak 6,5 ya da 7 verenler var. Acaba çok iyi, mükemmel bir film olsa puanları ne olurdu? Ya da kaç üzerinden veriyorlar bu puanlamayı merak etmiyor değilim. Birçok yapımda bu tarz yorumları görüyoruz ne yazık ki ve onlardan dolayı artık film izlemeye karar verdiğimde “vasat” yorumu gördüğüm zaman daha bir merakla izlemeye başlıyorum. :)

Neyse neyse biz filmimize dönelim.. İşlemediğiniz bir suçtan yargılanıyorsunuz ve itiraz hakkınız olmuyor. Çünkü o “sözde” işlemiş olduğunuz suçu kabul ettirmek için ailenizi bile tehdit edebiliyorlar.

6
Nis

“Sil baştan başlamak delilik değildir. Delilik, sefil olmaktır ve etrafta yarı uykulu, uyuşuk günden güne dolaşmaktır.” – The Beaver

Bir başka Mel Gibson filmi ile merhaba.. :)) Alıştığımız savaş filmlerinin dışında çok farklı bir karakter ile karşımıza çıkıyor bu sefer. Üstelik birde kendisine Jennifer Lawrence ve Jodie Foster gibi yetenekli oyuncular eşlik etmiş. Ayrıca yönetmenliğini de gene Jodie Foster üstlenmiş..

Walter Black, kalabalık içerisinde yalnızlık çeken biridir. Çok güzel bir işi, 2 çocuğu olmasına rağmen depresyondan bir türlü çıkamamıştır ve her şey daha kötüye gitmeye devam eder. Şirket iflasın eşiğine gelmiştir. Eşide kendisine bu zorlu süreçte 2 yıl gibi bir süre destek olduktan sonra bazı şeylerin değişmediğini fark edince tek çareyi biraz ayrılmakta görüyor. Walter, ailesi ile vedalaştıktan sonra evden ayrılır ve bir otel odasına kısa bir süre yerleşmeye karar verir. 2 kere intihara kalkışır fakat bunlarda da başarılı olamaz.

izmit escort, denizli escort, ankara escort, adana escort, kocaeli escort, sakarya escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort