Bulunduğunuz Kategori: 2009

21
Tem

“Hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa bir insan olarak ölmek mi? ” – Zindan Adası

Teddy Daniels, yakışıklı, karizmatik, oldukça zeki bir polistir. Arkadaşıyla birlikte inanılmaz karışık olayların döndüğü bir adadaki akıl hastanesine, çocuklarını boğarak öldüren! bir katilin esrarengiz şekilde kayboluşunu araştırmak üzere gelirler. Yalnız değildir yanında arkadaşı Chuck vardır ama nereye kadar?

Bu filmi izlerken hiç sıkılmadım film başladığı anda macera da başlamıştı, daha filmin başında bir gizem hakim oluyor ve filmde neler olacağını merakla beklerken olayların bi anda nasıl sarpa sardığını bizzat filmin içine kendinizi kaptırıp adeta yaşayacaksınız. Ayrıca bir uyarı da yapalım. Filmi seyrederken başka bir şey ile ilgilenmemeniz sizin yaranıza olur. Çünkü film bittikten sonra “Bu da neydi şimdi, ne oldu?” gibi soruların cevabını aramaya başlayabilirsiniz.

8
May

Ne olmuş yani büyük adam olamadıysak. Hayallerimizi de satmadık ya.. – Rina

Kim demiş Türk sineması kötü diye?? Tamam tamam şahsen ben de hep ön yargıyla yaklaştım Türk Sinemasına.. Ama bu filmi izleyince anlayacaksınız ki bizim de harbiden çok kaliteli filmlerimiz varmış. Sanırım bizler en iyi dram konusunu işleyebiliyoruz. Fakat duygulandırırken bir anda tebessüm yaratmasını da ihmal etmiyoruz. İzlemediğim neredeyse tüm Türk filmlerini izleyeceğim sonradan ben bunu nasıl izlemedim ya demek istemiyorum çünkü. :)

Hepimizin çocukluktan başlayan hayalleri vardır sanırım. Hatta bizler hayal kurmayı “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu ile öğrendik sanırım. Kimimiz bu hayalinin peşinden koştu, bunu başardı yada başaramadı.. Kimimiz ise hiçbir çaba göstermeden onun hayallerinde kalmasını sağladı. Rina’nın da konusunu hayaller üzerine. 3 Kafadar arkadaş, yok yok onlara arkadaş demek az kalır. Kardeş, can ciğer dost demek daha doğru olur sanırım :)

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress