Category Archives: 3 Boyutlu
Şirinler New York’a Gelirse Neler Olur Sizce?
Çocukluğumuzun vazgeçilmez çizgi filmi şirinler.. Çoğu zaman başlasın diye televizyon başında saatlerce beklerdik. Aslında bu sadece Şirinler için değil Tom ve Jerry, Tweety, Taş devri ve isimleri aklıma gelmeyen diğer çizgi filmler içinde geçerli bir durumdu. Ama şuan bile televizyonda gösterilse hiç sıkılmadan karşısına geçip keyifle izleriz sanırım.
Neyse sanırım konuya dönsem iyi olacak. Yıl 2011.. Şakacı, Sakar, Gözlüklü, Güçlü, Şirine, Şirin baba ve diğer şirinler.. Gene her zaman ki gibi çalışkan ve planlılar. Ama tabi yıllar geçse de bizim şirinler gene aynı. Sakar şirinimiz gene her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmayı başarıyor tabi ki. Bu konuda hiçbir Şirin onun eline su dökemez :DHiçbir zaman “dur” kelimesinden anlamayan söylenenin tam tersini yapan Sakar şirinimizin yaptığı hata nedeni ile
Harry Potter Beyaz Perdeye Elveda Dedi
2001 yılında ilk defa seyirciye merhaba diyen Harry Potter serisi, tam 11 yıl sonra yine beyazperde de seyirciye elveda diyor. Son kitabı 2007 yılında çıkan ve o günden beri beklenen muhteşem finalin nasıl olduğunu elbette herkes gibi okurlarıda bekliyordu.
Öncelikle kitabı okuyan biri olduğumu belirtiyim. Çünkü bazı yerlerde kitaba dayanarak yorumlarda bulunucam. İzleyenlerin de bileceği gibi “Ölüm Yadigarlari: Part 1” Voldemort’un mürver asayı Dumbledor’un mezarından çalması ile bitmişti. Yeni filmimiz de işte tam buradan başlıyor.
Film, Part 1 gibi kitaba sadık kalmış görünüyor. İzlerken seyirciyi sıkmıyor ( en azından seyirci final duygusuyla bu sıkılmayı yaşamıyor). Kitapta bazı sahneler vardı ki filmde de okuyucular bunları görmeyi umut ediyordu. Öylede oldu. Snape’in çocukluğu ve Lily Potter ile olan geçmişi küçük anektotlarla da olsa bizlere gösterildi. Buna oranla ise, kitapta olup filmde göremediğimiz ve keşke olsaydı dediğimiz sahnelerde yok değil. Buna en güzel örnek Lupin ve Tonks’un ölümleri ve Sentorların (At adamların) savaşa dahil olma sahneleri…
David Yates seriye çok açık dille bambaşka bir kalite getirmişti. Bunu son 2 filmde gözler önüne serdi. “Ölüm Yadigarları: Part 2” de de bu kalitesini sürdürmeye devam etmiş. Fakat gözlerden kaçmayacak bi unsur var.
“Ölümden kaçış yok..”
Severek izlediğim nadir filmler arasında yer alan Son Durak, serinin 5. filmi ile 2011 yılında bizlerle olacak. 3 boyut teknolojisi ile yapılacak filmde yine her zaman ki gibi aksiyon dolu anlar bizleri bekliyor. Oyuncu kadrosu ve mükemmel senaryosu ile her an ne olacağının kestirilemediği filmler arasında yer alan Final Destination, tüm dünya ülkeleri ile birlikte Türkiye’de de yayına girecek.
Asma Köprü Kopuyor !
Birbirinden değişik kurgular ile hazırlanan filmin 3D olarak hazırlanması gerçekcilik oranını bir kat daha arttıracak ve ilgi çekici kılacak. Son Durak 5 izlemeniz gereken filmler arasında kesinlikle yer almalı. Filmin bu serisinde gelecekten kesintiler gören kahramanımız asma köprünün koptuğunu görecek, ancak ölümden kaçışın imkansız olduğu bir kez daha tekrarlanacak.
Kimilerine Göre Basit Ölümler, Kimilerine Göre Kader
Son Durak 5 Filminde yaşananlar kimi insanlara ve film eleştirmenlerine göre basit ölümleri anlattığı kimi insanlara ve sinema seven yorumculara göre ise kaderden kesintiler sunduğu savunulmaktadır.
“Neden bütün iyi alettler deception’lar da?”
İlk olarak oyuncak haliyle karşımıza çıktılar, daha sonra çizgi filmleri ile büyük hayran kitlesi yakaladılar. Kimlerden bahsettiğimi biliyorsunuz. Transformers’lar…
Tüm bu çeşitliliğin içine Michael Bay birde sinema projesini kattığında çoğu kişi heyecana kapılmıştı. Yılların fenomen çizgi filmi Transformers beyaz perdede boy gösterecekti. Tüm bu bekleyişin ardından Michael Bay zor olanı başardı ve Autobot’lar ile Decepticon’ların savaşını seyirciyle buluşturdu. İlk filmin gişe hasılatı ve bekleneni vermesi ikinci filminde kapısını açmış oldu. 2009 yılında sinemaseverler ile buluşan Transformer: Yenilenlerin İntikamı, gişede hatrı sayılır bir hasılat elde ederek ilk filmin üstüne çıkmayı başardı. Artık Transformers serisinin beyazperdeye ait bir kuşkusu kalmamış oldu ve serinin devam filminin çekileceği duyuruldu. Şimdi ise sinemaya geri dönen seri, Transformers: Ayın Karanlık Yüzü ile devam ediyor. Bu devam filminde Amerika’nın o meşhur Ay’a insan gönderme projesinin arkasında yatan nedenleri öğrenmiş olacağız.
Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde
Karayip Korsanları serisini seyircinin vazgeçilmezi haline getiren 2 unsur var. Bunlardan biri Johnny Depp’in Sparrow karakteriyle büyük başarı elde etmesi, bir diğeri ise alışıldık korsan filmlerinin aksine daha keyifli ve eğlenceli bir düzenin işlenip seyirciye sunulması. Hal böyle olunca yapımcılarda uslu durmayıp seriyi uzatma kararı alıyor.
İlk 3 film ile büyük beğeni toplayan seri, 4. Filmle geçen günlerde karşımızda yer aldı. Aslında sinemaya gitmeden önce herkesin aklında şu 3 soru yer alıyordu. Penelope Cruz rolüne uymuş mu ? Yeni oyuncularla filmin tadı bozulmuş mu? Johnny Depp eski partnerleri olmadan Sparrow’a nasıl bir tat getirmiş olabilir? Aslında tüm bu soruların cevabını filmi izleyince fazlasıyla alıyoruz.
Öncelikle Keira Knightley ve Orlando Bloom’un seriden çıkması izlediğiniz dakikalar boyunca unu hissedebiliyorsunuz. Gözleriniz ne kadar onları arasa da bu sadece alışkanlıktan dolayı olmuyor.







