Bulunduğunuz Kategori: Macera

7
Şub

“Bu dünyada yaptığın kötülükler öteki dünyada mutlu olmanı engelleyebilir.” – Hector and the Search for Happiness

Taslakta bekleyen yarım yazılara rağmen önceliği verdim kendisine.. Çok çok iyi bir yapım değildi belki ama, “mutluluk nedir?” sorusuna aranan cevap filmi apayrı yere taşıyor. Çoğu sahnede ise sahi ben mutlu muyum acaba? Ya da üzüldüğüm şeylere değer mi? soruları ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Güzeldi, sıcacık filmdi. İzleyin işte yahu! :) Neyse neyse biz bir konuya göz atalım öyle izleriz diyorsanız buyrun sizi bir alt satıra alalım..

Hem iş hem de özel hayatında oldukça düzenli olan Hector, her gün onlarca kişinin dertlerini dinlemekte onları bir şekilde rahatlamaya, mutluluğu bulmalarında yardımcı olmaktadır. Kısacası psikiyatr diyebiliriz kendisine işte. :))

17
Eyl

”Yaratıcılık girdabında yüzmek istiyorum” Frank (2014)

Ülkemizde ilk kez 33. İstanbul Film Festivali’nde izleyici karşısına çıkan renkli bir Lenny Abrahamson filmi: Frank

Monoton ofis hayatı ve hayallerini kurduğu müzisyenliğe adım atma, başarısız beste denemeleri arasında sürüp giden bir ikileme sahip olan Jon Burroughs yine sıradan bir gün, kendisini sıradışı bir yolculuğa çıkaracak olan bir tesadüf ile karşılaşır. Bu tesadüf onun hayallerine adım atmasını ve aynı zamanda yaşadığı deneyimler sırasında kendisiyle, yetenekleriyle yüzleşme fırsatını da sunar.

23
Ağu

ÖZLEDİĞİMİZ TARZDA BİR FELAKET FİLMİ: ”INTO THE STORM”

Doğa ananın insanı sınadığı felaket filmleri genellikle orta yolu bulmamakla birlikte ya vezir olur ve bu tarz filmlerin müptelalarını tatmin eder veya rezil olarak yıllarca dalga geçilebilecek, ciddiyetsiz bir sunum çıkarırlar ortaya.

Bu yüzden bu alanda kaliteli bir film her zaman karşımıza çıkmıyor. Nitekim bu sinemanın son 10-15 yılını düşünürsek nice trajikomik örnekler, harcanmış senaryolar, sırtını sadece görsel efektlere dayayan yapımlar gördük, geçirdik. (Yaklaşık 5 yıl önceki Emmerich’in 2012’sini hatırlatsam mesela)

Önceki yıllardan da tecrübe edindiğimiz üzere sadece elinizde sağlam bir hikayenizin veya güçlü görsel ekibinizin olması bir felaket filminin ”iyi” olarak tanımlanabilmesi için yetmiyor. Etkili bir sunum için tüm bu unsurların ve fazlasının bir dengeye oturtulması gerekiyor.

6
Eyl

Özgürlük için Sibirya’dan Hindistan’a 6.000 kilometre yürüyen bir grup esirin hikayesi.. – The Way Back

Uzun zaman oldu gene yazı yazmayalı.. Film izliyorum ama nedense yazıları hep erteliyorum. Geçen haftalarda izlediğim The Way Back ile tekrar geri dönelim bari.. :)) Buaralar çok sık biyografi izlemeye başladım güzelde oluyor hani böyle.

Şuan yazıyı yazarken bir yandan da yorumlara bakıyorum ama insan şaşırıyor gerçekten. Vasat diyerek puan olarak 6,5 ya da 7 verenler var. Acaba çok iyi, mükemmel bir film olsa puanları ne olurdu? Ya da kaç üzerinden veriyorlar bu puanlamayı merak etmiyor değilim. Birçok yapımda bu tarz yorumları görüyoruz ne yazık ki ve onlardan dolayı artık film izlemeye karar verdiğimde “vasat” yorumu gördüğüm zaman daha bir merakla izlemeye başlıyorum. :)

Neyse neyse biz filmimize dönelim.. İşlemediğiniz bir suçtan yargılanıyorsunuz ve itiraz hakkınız olmuyor. Çünkü o “sözde” işlemiş olduğunuz suçu kabul ettirmek için ailenizi bile tehdit edebiliyorlar.

29
Haz

“Hep birlikte yarına gidelim..” – The Croods

Animasyon filmi dendiği zaman yaş sınırı, konusu veya metrajı ne olursa olsun izlemem gereken bir sinema/film türüdür diyebilirim. Ve son zamanlar da izlediğim animasyonlar arasın da kendine “en iyi 5 animasyon filmi” kategorisin de yer edecek “The Croods” filmini izlemenizi tavsiye ederim. Filmin başrol oyuncularının seslendirmeleri Nicolas Cage ve Emma Stone tarafından yapılmış 98dk’lık her yaştan izleyiciye hitap eden bir film olduğunu çok rahat söyleyebilirim.

Film Dünya’nın ilk çağlarını, daha kıtaların yeni oluşmaya başladığı zaman ki mağara adam ailesi olan Crood’ları anlatıyor. Crood ailesi otoriter ve güçlü aile reisi olan baba Grug (Nicolas Cage) tarafından uzun süredir korunmakta ve hayatta kalmaktadır. Diğer komşuları mamut tarafından ezilmiş, dev sivri sinek tarafından adeta çöp şiş gibi sokulmuş ve nezleden ölmüşlerdir Crood ailesi için her “yeni şey“ kötüdür. Hayatlarını bir mağara da sürdüren Crood’lar 3-5 gün de bir acıktıkları zaman dışarı çıkar ve avlanırlar ki bu avlanma süreci de çok eğlenceli diyebilirim. Fakat alienin bu durumundan rahatsız olan tek kişi Grug’un büyük kızı Eep (Emma Stone). Saklanmak yerine dışarıda olmayı, öğrenmeyi ve keşfetmeyi tercih ediyor.

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress