Category Archives: Macera
Bir Ata Demirer Klasiği – Berlin Kaplanı
Merhabalar efenm. Uzun zamandır uzak kaldım filmlerden. Ama geçenlerde Ata Demirer’in son yapımı olan Berlin Kaplanı’nı izleme fırsatına kendime görebildim çok şükür.
Ata Demirer’in şov dünyası için yapmış olduğu çalışmalarını oldum olası çok sever, beğenir ve takip etmeye gayret ederim. Çünkü adamın şaka ve duygu arasında bizlere yaşatmış olduğu ince bir çizgi var. Aslında bunu gayet iyi başarıyor. İzleyiciye duygularını göstermede bir nevi yetenekli bir oyuncu. Bu yüzden heyranım kendisine.
“Umut iyi bir şeydir, iyi şeyler asla ölmez.” – Esaretin Bedeli
Umut.. bu yapım için özetlenip söylenebilecek en güzel söz Umut’tur. 1994 senesinde yönetmen Frank Darabont ve yazar Stephen King ustaların önderliğiyle Esaretin Bedeli hayatımıza girdiğinde, eminim ki Umut sözcüğü adına birçok insanın yaşamını olumlu ve ciddi yönde etki eden bir başyapıt oldu kendisi.
Şirinler New York’a Gelirse Neler Olur Sizce?
Çocukluğumuzun vazgeçilmez çizgi filmi şirinler.. Çoğu zaman başlasın diye televizyon başında saatlerce beklerdik. Aslında bu sadece Şirinler için değil Tom ve Jerry, Tweety, Taş devri ve isimleri aklıma gelmeyen diğer çizgi filmler içinde geçerli bir durumdu. Ama şuan bile televizyonda gösterilse hiç sıkılmadan karşısına geçip keyifle izleriz sanırım.
Neyse sanırım konuya dönsem iyi olacak. Yıl 2011.. Şakacı, Sakar, Gözlüklü, Güçlü, Şirine, Şirin baba ve diğer şirinler.. Gene her zaman ki gibi çalışkan ve planlılar. Ama tabi yıllar geçse de bizim şirinler gene aynı. Sakar şirinimiz gene her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmayı başarıyor tabi ki. Bu konuda hiçbir Şirin onun eline su dökemez :DHiçbir zaman “dur” kelimesinden anlamayan söylenenin tam tersini yapan Sakar şirinimizin yaptığı hata nedeni ile
“Neden bütün iyi alettler deception’lar da?”
İlk olarak oyuncak haliyle karşımıza çıktılar, daha sonra çizgi filmleri ile büyük hayran kitlesi yakaladılar. Kimlerden bahsettiğimi biliyorsunuz. Transformers’lar…
Tüm bu çeşitliliğin içine Michael Bay birde sinema projesini kattığında çoğu kişi heyecana kapılmıştı. Yılların fenomen çizgi filmi Transformers beyaz perdede boy gösterecekti. Tüm bu bekleyişin ardından Michael Bay zor olanı başardı ve Autobot’lar ile Decepticon’ların savaşını seyirciyle buluşturdu. İlk filmin gişe hasılatı ve bekleneni vermesi ikinci filminde kapısını açmış oldu. 2009 yılında sinemaseverler ile buluşan Transformer: Yenilenlerin İntikamı, gişede hatrı sayılır bir hasılat elde ederek ilk filmin üstüne çıkmayı başardı. Artık Transformers serisinin beyazperdeye ait bir kuşkusu kalmamış oldu ve serinin devam filminin çekileceği duyuruldu. Şimdi ise sinemaya geri dönen seri, Transformers: Ayın Karanlık Yüzü ile devam ediyor. Bu devam filminde Amerika’nın o meşhur Ay’a insan gönderme projesinin arkasında yatan nedenleri öğrenmiş olacağız.
Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde
Karayip Korsanları serisini seyircinin vazgeçilmezi haline getiren 2 unsur var. Bunlardan biri Johnny Depp’in Sparrow karakteriyle büyük başarı elde etmesi, bir diğeri ise alışıldık korsan filmlerinin aksine daha keyifli ve eğlenceli bir düzenin işlenip seyirciye sunulması. Hal böyle olunca yapımcılarda uslu durmayıp seriyi uzatma kararı alıyor.
İlk 3 film ile büyük beğeni toplayan seri, 4. Filmle geçen günlerde karşımızda yer aldı. Aslında sinemaya gitmeden önce herkesin aklında şu 3 soru yer alıyordu. Penelope Cruz rolüne uymuş mu ? Yeni oyuncularla filmin tadı bozulmuş mu? Johnny Depp eski partnerleri olmadan Sparrow’a nasıl bir tat getirmiş olabilir? Aslında tüm bu soruların cevabını filmi izleyince fazlasıyla alıyoruz.
Öncelikle Keira Knightley ve Orlando Bloom’un seriden çıkması izlediğiniz dakikalar boyunca unu hissedebiliyorsunuz. Gözleriniz ne kadar onları arasa da bu sadece alışkanlıktan dolayı olmuyor.








