Bulunduğunuz Kategori: Fantastik

19
Ara

The Hobbit: The Battle of The Five Armies

Bugün vizyona girmesiyle birlikte Hobbit’e de veda ettik. Tek kitap olmasına karşın 3’leme olarak çekilen filmin son bölümü de bugün Türkiye’de vizyona girdi. Film Smaug’un Yalnız Dağdan çıkıp Esgaroth’a saldırmasıyla başlıyor. Sonrasında Thorin’in delirmesi ve büyük savaşa tanık oluyoruz.

Film Yüzüklerin Efendisi serisinden sonra istenen başarı ve beğeniyi toplayabilmiş değil fakat yine de güzel bitiriş olmuş. Çekimler, görsellik, sountracklar Yüzüklerin Efendisini andırsa da aynı tadı vermedi. Ayrıca diğer filmlere nazaran daha kısaydı. Kitabın aksine filmde daha fazla olay vardı.

29
Ara

Hayata bakış açınızı yeniden gözden geçirmek ister misiniz? – Düşler Diyarı

Son Oscar’dan hatırladığımız bu filmi, farklı tatlar arayanlara; klişe konulardan uzak, sinemanın büyüsüne kapılıp gitmek isteyenlere ilaç gibi geleceğini düşünerek yazdım.

‘Juicy and Delicious’ isimli tiyatro oyunundan beyazperdeye uyarlanan yapım, 2012′ de Cannes’ dan dört dalda, başka festivallerden de çeşitli dallarda toplamda 35 ödül sahibi filmi merak etmemek elde değil. Çocuk oyuncu Q. Wallis’ in üstün performansıyla (Oscar adaylığı getirmişti), yönetmen Benh Zeitlin’ in ilk uzun metrajlı filmi olmasına rağmen bütün dikkatleri üzerine çekti, bence bu adamın çok özel bir görsel dili var. İkinci filmini merakla bekliyorum.

Filmin konusu; Louisiana’nın kuzeyinde yaşayan Bathtub ismindeki fakir ama mutlu topluluk, kendi emekleriyle yaptıkları kulübelerde doğayla savaşıyorlar, global bir sorun olan küresel ısınmanın etkilerinden ve selden korunmaya çalışıyorlar.

21
Kas

Devil’s Pass – Şeytan Geçidi..

Devil’s Pass..

Genel hatları ile 1959 yılında, bir grup Rus dağcının, Ural dağları’nda tırmanışta iken esrarengiz bir şekilde ölmesinden esinlenerek ; yıllar sonra bu olayın sırrını anlamak amacı ile aynı yere giden Amerikalı Öğrencilerin başından geçen tuhaf olayları anlatan filmin yönetmeni Renny Harlin…

Renny Harlin adı sinemayı çok yakından takip etmeyen kişilere yabancı gelebilir lakin kendisi birçok baba filmin yönetmenidir. ‘Zor Ölüm 2’, ‘Dağcı’ , ‘Beyin AvcılarI’, ‘Mavi Korku’ ve ‘Exorcist: The Beginning’ gibi… Tabi tüm bu şahane, çoğu kült olmuş filmlere bakınca, çekimleri  Blair Cadısı’nı andıran ‘Devil’s Pass’ sanki liseli bir gencin çektiği amatör bir belgeselmiş gibi kokan sahneleriyle büyük hayal kırıklığı… Bruce Willis, Samuel L. Jackson, Sylvester Stallone’li kadrolardan sonra adı sanı duyulmamış üç beş gençle neden üçüncü sınıf bir gerilim/korku filmi çekmeye kalktı bu usta yönetmen diye sormadan da edemiyor insan. Ama tüm bunları bir kenara koyup sorgulamazsanız, bir problem kalmıyor ortada çünkü film iyi.

4
May

1987 yapımı vampir filmi “The Lost Boys”

Normalde günümüzde çekilen vampir filmlerini bile pek sevmezken biraz değişiklik olsun dedim ve 87 yapımı “Kayıp Gençler” filmini seyretmeye başladım. Fakat şunu en başta belirtmek gerekiyor ki filmin 87 yapımı olduğunu unutmamak ve günümüz teknolojileri ile karşılaştırmamak gerekiyor.

Ne yalan söyleyeyim filmi izlerken o kadar keyif aldım ki belki bazı şeyler çok sırıtmış olabilir ama dediğim gibi o döneme göre gayet güzel bir film ortaya çıkmış. Hatta film, günümüzde çekilen Alacakaranlık, Vampir günlükleri gibi yapımlara bir ışık olmuş gibi. Nedense seyrederken böyle bir izlenime kapıldım. :)

Anne babası boşanan iki kardeş, anneleriyle birlikte büyük babanın yanına Santa Carla’ya yerleşmişlerdir. Fakat burası “Dünyanın cinayet başkenti” olarak anılan tuhaf bir yer. Çok fazla genç ortadan kayboluyor. Elektrik direklerinde, panolarda kayıp ilanları asılıdır. Kimse neler olduğunu anlamaz ve kaybolan çocuklarla da ilgili herhangi bir iz bulamazlar.

19
Kas

Maske takmadan önce, kim olduğum kimsenin umurunda değildi. – Kara Şövalye Yükseliyor

Batman.. Bugüne kadar hiç çizgi romanını okumadım ve Tim Burton‘un yönetmenliğini yaptığı Batman filmlerini de seyretmedim. Nedense pek ilgimi çekmemişti o zamanlar. Fakat Christopher Nolan‘ın yönetmenliğini yaptığı bir kaç film izledikten sonra diğer filmlerine göz atarken karşılaştım bu seri ile. Kadrosu bir o kadar dolu ki her ne kadar bilim kurgu sevmesemde Morgan Freeman, Christian Bale, Gary Oldman, Liam Neeson ve Michael Caine için bu filmler izlenir düşüncesi ile 2008 yada 2009 yılında seyretmiştim.

Aradan tam 4 yıl geçti ve nihayet yeni film çıktı. Anca bugün izleme fırsatı bulabildim. Bu kez kadroya Kedi Kadın rolü ile Anne Hathaway ve kötü adam Bane’i canlandıran Tom Hardy dahil olmuştur. Filme başlamadan önce süresine bakıyorsunuz 2 saat 45 dakika ama zamanın nasıl geçtiğini anlamadan finali yapmışsınız bile. Bu sürede uzunlukta bir filmi izlerken ara sahnelerde falan sıkılmamak mümkün değil. Ama bu adamlar bunu başarmış.. :)

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress