Bulunduğunuz Kategori: 2006

28
Nis

“Özgürlüğümüzü kazandık ama insanlığımızı kaybettik.” – Lage Raho Munna Bhai

İki ay üzerine tekrardan merhaba. :)) Ne kadar çok film izlesemde birçoğu taslaklarda yarım kaldı tamamlayamadım. Diğer sinema blogları nasıl bu kadar güncel kalabiliyorlar.. İmrenmemek elde değil. :) İki ay üzerine bir Hint filmi ile tekrar geri dönüş yapalım. Bu Hint sineması komediyi gerçekten çok çok iyi yapıyorlar. Komediyi işlerken, mesajlarını da çok güzel ele alıyor ve izleyiciye aktarabiliyor. Her neyse dönelim bu güzide filmimize biz..

Bir çete lideri her gün hiç kaçırmadan bir radyo programını dinler ve sizde bilirsiniz ki radyocuların ses tonları çok güzeldir. Bugüne kadar hiç görmediği radyocuya aşık olur ve bir yarışma düzenlenir radyo üzerinden. Kazanan kişi Jhanvi ile tanışma fırsatı elde edecektir. Tabii bu fırsatı Munna kaçırmaz ve tüm imkanlarını kullanarak yarışmayı kazanır. Fakat söylediği yalanlar onu bambaşka bir yöne doğru çekecektir.

5
Nis

“Çocukların sesleri olmadan, dünya ne garip bir yer…” – Children of men

Uzun zamandır bilim kurgu filmi izlemiyordum. Ne izlesem diye düşünürken adına sıkça rastladığım “Children of men (Son Umut) filminde karar kıldım. Film aslında diğer bilimkurgu filmlerinden oldukça farklı. Son Umut, diğer bilimkurgu filmlerinden daha farklı bir şekilde anlatıyor aslında konusunu. Bilimkurgu dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk şeyler; robotlar, zıpladığında 10 metre yukarıya atlayabilen adamlar, uçabilen arabalar vs vs. Bu film bunlardan biraz uzakta ve daha gerçekçi bir şekilde işlemiş konusunu. Sanırım bu sebeple bilim kurgu türünde yapılan en iyi filmler arasında yerini almış.

2027 yılında İngiltere’de geçiyor hikayemiz. 18 yıldır kimse hamile kalamıyor ve dünyanın en genç çocuğun 18 yaşında olması ona büyük bir ün getirmiş. Tabii bu şöhret tehlikeyi de arkasından getiriyor. Kendisinden imza isteyen bir kişi ile tartışırken, vurularak öldürülüyor ve dünyada resmen yas ilan ediliyor. Haberleri herkes göz yaşları ile seyrediyor.

22
Mar

“Kalbim bana hep, insanların doğuştan iyi olduklarını söylemiştir. Tecrübelerim ise aksini iddia eder.” – Kanlı Elmas

Leonardo DiCaprio‘nun oyunculuğunu çok beğensemde bu filmi hep ertelemiştim.. Geçen gün izleyeceğim filmler listesine 3. sıraya eklemiştim ve geçte olsa seyredebildim filmi. Bugüne kadar izlediğim her filmi, en iyiler listemin en üst sıralarında yerlerini almışlardı ve bir filmi daha bu listeye eklenmiş oldu. :))

Bu tarz filmleri izledikten sonra insan bir süre düşüncelere dalıyor ve nasıl bir dünyada yaşadığını ister istemez sorgulamaya başlıyor. Afrika’da, halkın yaşadıklarını beyaz perdeye çok başarılı bir şekilde yansıtmışlar. Sömürülen bir ülkenin, kendi halkı ile birlik olup bunun için savaş mı gerekirken, sömürgeci ülkelerin bazı grupları desteklemesiyle ülkede iç savaş çıkar ve kendi aralarında bir savaşa girerler. Ülkenin tek kaynağı topraklarından çıkan elmastır. Sözde özgürlüklerini kazanmak isteyen kişiler, birlik olarak küçücük çocuklara uyuşturucu verip beyinlerini de yıkadıktan sonra ellerine birer silah verir. Yaşlı, genç, kadın, erkek ve çocuk demeden insanları öldürmeye başlarlar.

21
Ara

“Bu mağaracılık değil. Bu bir ego yolculuğu.” – Cehenneme bir adım

Seyrettiğim ilk korku filmini (Lanetli Ev) sinemada izlediğim için tövbe etmiştim. Bir daha hayatta izlemeyeceğim diye. Hatta filmde bir çok sahneyi gözüm kapalı izlediğimi hatırlıyorum. Sonradan filmle ilgili yorumları okurken birde yaşanmış bir hikaye olduğunu öğrenince izlememe kararım kesinlik kazanmıştı. Ama düne kadar…

Gece saat 3.30 gibi ani bir kararla korku filmi izlemeye karar verdim. Arkadaşlarımın önerisi ile “Cehenneme bir adım” filmini seçtim ve tam 3.30 gibi izlemeye başladım. Etraf karanlık ses sonuna kadar açılmış ve ben korku filmi seyrediyorum. Tabi çoğu sahnede gelişen olaylar sayesinde hafiften ürküyorsunuz ama bunu belli etmemeye çalışıyorsunuz :)) Her ne kadar korksam da filmi sonuna kadar izledim.

Yakın arkadaşları, kötü bir trafik kazası sonucunda eşini ve çocuğunu kaybetmiştir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır onun için. Yakın arkadaşları biraz çılgın ve maceracı kişilerdir. Arkadaşlarının kendisini toparlaması için bir plan yaparlar ve seçtikleri bir mağaraya inmek için hazırlıkları yaparlar.

5
Tem

“Kendi hayallerin olmayabilir ama bana benimkileri verdin.” – Son Armağan

Son sahnede olabilecekleri tahmin etmenize rağmen hiç sıkılmadan keyifle izlediğiniz bazı filmler vardır. İşte bu filmde tamda o keyifli yapımlardan biridir. Sanırım sıkıcı olmamalarının nedeni ise bir şekilde izleyene ders vermesi. Neyse filmimize dönsek iyi olacak sanırım :)

Red Stevens, çoğu kez elindekileri kaybedip sıfırdan başlayan ama hiç vazgeçmeyen ve sonunda başarıya ulaşan ülkenin en zengin insanlarından biridir. O kadar büyük bir serveti var ki vefatından sonra bunu akrabalarına paylaştırması da sanırım en zor kısmıdır. Varlık içinde yaşayan birçok kişi parayı nasıl kullanacağını bilmez maalesef ve o kadar zorluklar içinde kazanılan her şey biranda yok olabilir.

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress