24
Oca

“Ben sevda köylüyüm. Orası neresi derseniz; anlatması uzun hikaye bir film kadar uzun, bir kaç hayat kadar kısa..”

O kadar çok konuşuldu ki bu film en sonunda izleyebildim. Aslında izlememdeki en büyük sebep Kenan İmirzalioğlu. Her rolün hakkını fazlasıyla veriyor fakat bu sefer, ağır abi rolünde değilde bambaşka bir karakter ile karşımıza çıkıyor. Eski zamanların dostlukları, aşkları ve samimiyetini çok iyi yansıtmışlar. Hatta internette birçok kişi “Aynı eski filmlerimiz gibi olmuş” diye yorumladığını gördüm ki izledikten sonra ne kadar doğru bir tespit olduğunu anlıyorsunuz.

Henüz daha çok küçükken dedesi ile birlikte 1940 yıllarında Bulgaristan’dan göç edip Eyüp’e yerleşen Ali’nin hikâyesine ortak oluyoruz 2 saat boyunca. Genç yaştayken aşık olduğu kız ile kaçıp evlenir ve artık onlar için uzun bir hikayenin başlangıcı demektir. Gittikleri her kasabada sıfırdan bir hayat kurmaya çalışırlar. Bu yolcuklarına ortak olarak ise aileye Mustafa dâhil olur. Ali’nin tek istediği eşinin ve çocuğunun mutlu bir şekilde yaşam sürmesini sağlamak. Her şey ne kadar güzel gitse de Ali’nin haksızlığa karşı sessiz kalamaması sebebi ile devamlı yolculuk etmek durumunda kalıyorlar.

Her trene bindiklerinde nereye gittikleri bile belli olmadan yolculuk başlar. Bu yolculuklar en çok da Mustafa için zor oluyor sanırım. Her yeni başlayacak yolculukta, arkadaşlarından ve alıştığı insanlardan ayrılmak zorundadır. Yeni bir kasaba, yeni bir ev, yeni insanlar… Fakat işin en güzel kısmı da sanırım gittikleri her yerde çok çabuk insanlarla kaynaşıp güzel bir başlangıç yapıyorlar. Her şey bu kadar güzel giderken Münire’nin vefat etmesiyle ikilinin son kez yolculuğa çıkar ve her şeye yeni baştan başlarlar.

“Eğer uslu durursa her şeyin düzeleceği söylenerek büyütülen çocukların hayatları boyunca kaybettiklerini artık daha iyi anlıyordum…”

“Ayakkabılar eskir be Alim, her şey eskir. Bak sen hala sevdiğim adamsın, sen eskime.”

Film konu itibari ile belki ilginizi çekmeyebilir ama izledikten sonra sizin, samimiyeti ve dürüstlüğünden olsa gerek hikâyeye ortak olmanızı sağlıyor. Çoğu kişi Münire rolünü oynayan Tuğçe Kazaz‘ın oyunculuğunu beğenmese de nedense benim pek bir hoşuma gitti. Replikleriyle, oyuncuların performansıyla ve müzikleri ile on numara bir film olmuş. Hiç şüphesiz ki (bana göre) son yıllarda yapılan en iyi Türk filmi.

Son bir replik ile yazıyı tamamlayıp, hala izlemeyenler varsa eğer şiddetle izlemelerini tavsiye ediyorum.

“Yeni tanıştık ama çok iyi adam. Birine çok iyi adam demek için uzun zaman geçirmeye ihtiyaç yoktur.”




Bunları İncelediniz mi?

Hayata bakış açınızı yeniden gözden geçirmek ister misiniz? – Düşler Diyarı

Son Oscar’dan hatırladığımız bu filmi, farklı tatlar arayanlara; klişe konulardan uzak, sinemanın büyüsüne kapılıp gitmek isteyenlere ilaç gibi geleceğini düşünerek yazdım. ‘Juicy and Delicious’ isimli tiyatro oyunundan beyazperdeye uyarlanan yapım, … Devamını oku..

“Adım, Bruno. – Adım Shmuel.” – Çizgili Pijamalı Çocuk

Çizgili pijamalı çocuk.. eminim ki filmin adını duyduğunda “bu ne böyle, ne biçim bir film ismidir..” demiş olabilirsin. Amma velakin işin aslı, tahminin gibi değil. Daha bi iç cızlattırıcı ve … Devamını oku..

Johnny Depp ile Karayip Korsanları 5 Yolda

Dünya çapında hayran kitlesi yüksek olan Karayip Korsanları serisinin 4. Filmi Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde dünya çapında 1 milyar dolarlık gişe hasılatına ulaştı. Böyle bir gişe hasılatından sonra yapımcılar 5. … Devamını oku..

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress