11
Şub

“Sadece suçlu insanlar kürsüye çıkmayı reddeder.” – The Judge

Baba-oğul ilişkisini ele alan, çeşitli sebeplerden yaşadığı şehri terk edip bir daha geri dönmeyen ailenin en başarısız (ki ilerleyen dönemlerde en iyi yerlere gelen) en haylaz çocuklarını ele alan birçok film yapılmıştır bugüne kadar. Hepsinin ortak bir özelliği aslında koşarak uzaklaştıkları o büyüdüğü mahalleye tekrar geri dönmesi olsa gerek. :) İçerisinde birçok klişe barındırıyor olmasına rağmen izlerken filmden de kopmamamızı sağlıyor bir şekilde. Her neyse birazcıkta filmin konusuna değinelim en iyisi. :)

Hank Palmer, kendince haklı sebeplerden ötürü erken yaşta ailesinin yanından ayrılıp kendisine yeni bir hayat çizmiş, dürüstlükten (doğru bir ifade mi oldu bilemiyorum ama filmi izleyince söylemek istediğimi anlayacaksınızdır.) ziyade parayı seçen bir avukattır. Geçmişine dair bağlantıda kaldığı yalnızca annesidir ve onun ölümüyle de tekrardan geri dönmek zorundadır.

Tek istediği biran önce cenaze işlemleri halledilip çok fazla olay çıkmadan, huzuru bozulmadan geri dönmektir. Ama maalesef şu hayatta her istediğimiz olamıyor sanırım. :) Kendisi mesleğinde dürüstlükten çok geçimini sağlayacak olan büyük (genelde suçlu) davaları tercih ederken kendisinin tam tersi olan babası ise 42 yıllık yargıçlık hayatında yalnızca dürüstlüğe ve iyi niyeti prensip edinmiştir.

– Peki nasıl hissettiriyor bu Hank? Temsil ettiğin herkesin suçlu olduğunu bilmek?
+ Sorun olmuyor. Masum insanların parası bana yetmez.

Kısa bir süre içerisinde bir cinayet davasıyla da başı beladır. Hank, eve dönmeyi zoraki olarak erteler ve babasına bu davada avukatı olarak yardımcı olmayı tercih eder. Oğlunun iyiliği için onu hapse attıran bir baba ve geçmişi hatırlamak istemeyen, onlardan koşarak uzaklaşan bir oğul…

Baba-oğul çatışmasını konu edinen birçok film var. Bu birçok film içerisinde mutlaka klişeleri de barındırıyor ki bu filmde de öyle oldu. Fakat bilindik, alışagelmiş sahnelerin olmasına rağmen film bir şekilde bizi son saniyeye kadar ekranın başında tutuyor. Bunun da en büyük sebebi büyük ihtimalle oyuncu kadrosunun zenginliği ve doğru karakterlere can vermiş olmaları.




Bunları İncelediniz mi?

“Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.”

Filmin başrollerinde Nejat İşler (Kaan), Yiğit Özşener (Mete), Ahu Türkpençe (Zeynep) gibi başarılı isimler yer alıyor. Kaan çeşitli kitapların basımını yapan yayınevi sahibidir. Mete’nin ise Kadıköy’de barı vardır. Mete’nin plak … Devamını oku..

86. OSCAR ÖDÜL TÖRENİ ADAYLARI

Ellen Degeneres’in sunumuyla bu yıl 2 martta düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak olan 86. Oscar ödülleri adayları 16 Ocak Türkiye saatiyle 15.40’da açıklandı. Adayların açıklanmasının ardından her yıl olduğu gibi bu … Devamını oku..

“Ben hayatta kalmak istemiyorum. Ben yaşamak istiyorum..” – 12 Years A Slave

Her yıl köleliği ve ırkçılığı gözler önüne seren filmleri seyretmeye alıştık artık. Özellikle son yıllarda bu konuları ele alan yapımlar epey artmaya başladı. Hunger ve Shame filmleri ile ismini duyuran … Devamını oku..

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress