1
Oca

Spregel…

Spregel…

Hayatta her şeyin değişmez, evrensel bir yapısı vardır aslında. Nerede olursanız olun, nerede yaşarsanız  yaşayın, nerede ölürseniz ölün bazı şeyler öylesine anlamsız – ya da anlamlı – aynıdır. Günlerden Pazartesi her yerde Pazartesi değil midir? Sizi ikna edebildiysem eğer, benden bir adım ötedesiniz demektir, çünkü benim Pazartesi’lerim sadece benim Pazartesi’lerimdir.’Güneşli Pazartesiler’(im).

İronik bir komedi ‘Güneşli Pazartesiler’. Genel olarak beş ana karakter çevresinde dönen bir sistem eleştirisi aslında. Başrol oyuncusu her ne kadar Javier Bardem gibi görünse de ‘Lady Espana’ o çaresiz yapısı ve görkemli oyunculuğuyla bazen daha ön plana çıkıyor. Yönetiliyor gibi görünerek aslında tüm filmi ve asi Santa’yı (Javier Bardem) bile alıp götürüyor çoğu zaman. Filmde beş arkadaşın hayata karşı – birlikte – duruş mücadelesi, kimi zaman insanın içini acıtacak kadar hüzünlü kimi zaman da ‘yaşamak ne güzel şey ’ dedirtecek kadar komik ve canlı sahneler ve repliklerle anlatılıyor ki dengesiz akış insanı ayık tutuyor son kareye kadar.

Filmin, ‘En İyi Film’ dahil beş Goya Ödülü aldığı ve San Sebastian Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ ödülünü kaptığını söylemek şaşırtıcı değil. Zorla izlemiyorsunuz filmi, öylesine alıp götürüyor ki sizi ‘hayat gibi film’ kelimeleri çıkıyor ağzınızdan ekran karardığında.

Amador! Sanki sizin arkadaşınız, onun çaresizliği sanki sizin çaresizliğiniz, onun yalnızlığı sanki sizin yalnızlığınız, onun külleri sanki sizin yanıp kül olmuş ama tükenmemiş bedeninizin külleri. Silik ama etkili bir karakter, cümlelerinde hep bir gerçeklik hep bir açıklama var. Anlayana. Ben ve öteki aslında siyam ikizleri.’Ben ve öteki’ ve diğer tüm benler ve tüm ötekiler siyam ikizleri aslında. Biri düştüğünde diğeri de düşer ve biri güldüğünde diğeri de. Biri öldüğünde hepimizden bir parça ölür aslında ve Amador bunu biliyordu sanırım. Amador’un akibeti mi?

Her izleyen için farklı galiba.

Filmin böyle de bir yanı var. Bir karakterin ne kadar az rolü olursa olsun, her nefes alış verişte bile bir anlamı,  hayat dair bir parçası var. Bir kaç defa görünen Rus karakterin ‘Komünizm hakkında bildiğimiz her şey yanlışmış ama daha da kötüsü Kapitalizm hakkında bildiğimiz her şer doğruymuş’ repliği ekrandaki ve ekranın önündeki herkesi önce güldürüyor ama geride acı bir sırıtma kalıyor ifadelerde.

‘Film değil ki bu gerçek!’ dedim yüzlerce kez izlerken. İşsiz ve karısı çalışan erkeklerin ülkemizde ya da dünyanın herhangi bir yerindeki ortak acıları, eziklikleri ve çaresizlikleri. Kadınların kadınlıklarını saklamaları – kimden ya da neden? Olgun erkeklerin genç kızları beğenmeleri. Bar kenarlarında arkadaş sohbetleri, çakır keyif fonunda.

Farklı dillerdeki ‘arkadaşlık başka iş başka’ cümlesinin dünya diline erek odaklı çevrilmiş ifadeleri. Ah, her şeyi  boş verip hep beraber şarkılar söylemek…. Film değil ki tüm bunlar gerçek ya da ‘Güneşli Pazartesiler’ gerçek bir film!

Kadın! Kadınları tarafından terkedilmiş erkekler. Kendilerini kadın sıcaklığına kaptırmış erkekler. Kadınlarının gölgesinde ezilmiş erkekler. Kıskanç erkekler. Güçsüz erkekler. Kadınsız yaşayamayan erkekler. Güçlü kadınlar.

Seven kadınlar. Kim bilir yalnızlığı kadınlar kadar… Filmde kadın yok ve ne kadar yoksa o kadar güçlü.

Ve Santa. “Şeker Portakalı”nın Zeze’si sanki. Ta içimizde yani, her yerde bizimle. Var mı, yok mu tartışılır ya da tartıştıkça anlamını yitirir. Bir tezat Santa. Olduğumuz ve olmak istediğimiz arasındaki o ince çizginin sakallı, bıyıklı bir canlanması. Javier Bardem’in de katkısı var kuşkusuz Santa’nın o tepkisel kişiliğinde. Bazı insanın ağzına küfür yakışır ya; Santa, Javier Bardem’in ağzındaki küfür aslına bakarsanız. Geriye bir tek “spregel” demek kalıyor. “Spregel” ne demek mi; her şey, ne demek istiyorsanız o.

Moda’da ya da İstanbul’un herhangi bir yerinde, sahil kenarında, kayalıklarda güneşin altında otururken; hiç bir  arkadaşınız size, ‘bugün günlerden ne?’ diye sordu mu? Evet ise mutlaka “Güneşli Pazartesiler”i izleyin. Hayır ise tüm okuduklarınızı unutun, yaşamaya devam. Ben zaten izledim diyorsanız, benim için bir kez daha izleyin dememe gerek yok muhtemelen aynı şeyleri hissediyoruzdur. Herhangi bir güneşli günü Pazartesi yaparız farklı mekanlarda. Ne de olsa bazı şeyler her yerde aynı değil mi? Bilmem!




Bunları İncelediniz mi?

Büyük güç, büyük sorumluluklar getirir. – Kung Fu Sokağı

Çin, Hongkong yapımı filmleri çok fazla olmasada ilgimi çekenleri izlemeye çalışıyorum. Hep aynı yapımları izlemek insanı sıkıyor yavaştan farklı yapımları da seyretmek lazım. :)) Az öncede eğlenceli bir Çin filmi … Devamını oku..

Behzat Ç. Son Hafriyat Filmi

Belki de televizyon kanallarında yayınlanan diziler arasında ki en gerçekci, en doğal dizi Behzat Ç’dir. Ankara’yı ve Ankara insanlarını anlatan bir polisiye dizisi olmakla birlikte Türkiye’yi ekran başına toplayan dizi, … Devamını oku..

BİRAZ MÜZİK, BOLCA COEN: INSIDE LLEWYN DAVIS

Bu yıl akademiye olan en büyük itirazlarımdan biri: Inside Llewyn Davis Yazıya bu sitem ile başlamak istedim. Coen Kardeşlerin son filmi Inside Llewyn Davis’i izledikten sonra ilk düşündüğüm şeylerden biri … Devamını oku..

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress