6
Nis

“Sil baştan başlamak delilik değildir. Delilik, sefil olmaktır ve etrafta yarı uykulu, uyuşuk günden güne dolaşmaktır.” – The Beaver

Bir başka Mel Gibson filmi ile merhaba.. :)) Alıştığımız savaş filmlerinin dışında çok farklı bir karakter ile karşımıza çıkıyor bu sefer. Üstelik birde kendisine Jennifer Lawrence ve Jodie Foster gibi yetenekli oyuncular eşlik etmiş. Ayrıca yönetmenliğini de gene Jodie Foster üstlenmiş..

Walter Black, kalabalık içerisinde yalnızlık çeken biridir. Çok güzel bir işi, 2 çocuğu olmasına rağmen depresyondan bir türlü çıkamamıştır ve her şey daha kötüye gitmeye devam eder. Şirket iflasın eşiğine gelmiştir. Eşide kendisine bu zorlu süreçte 2 yıl gibi bir süre destek olduktan sonra bazı şeylerin değişmediğini fark edince tek çareyi biraz ayrılmakta görüyor. Walter, ailesi ile vedalaştıktan sonra evden ayrılır ve bir otel odasına kısa bir süre yerleşmeye karar verir. 2 kere intihara kalkışır fakat bunlarda da başarılı olamaz. Sarhoş olup odayı bir güzel dağıttıktan sonra üzerine televizyonun düşmesiyle yere yığılır ve orada güzel bir uykuya dalar. :)) Uyandığında yanında olan, evden ayrılırken yanına aldığı kukladır. İşte hikayemiz tamda burada başlıyor..

Walter, kendisinden beklenildiği gibi patron, çocuklarının istediği gibi baba ve eşine laik bir koca olamamıştır. Hayatını düzeltmeyi çok kez denemiştir ama bunda başarılı olamamıştır. Kukla ile hayatı bir bütün olacaktır artık. Walter kişilik bozukluğu hastalığına yakalanmıştır. Etrafındaki herkes ona deli olarak baksada, kendisi kuklanın tedavi sürecinde iyi geldiğine inanmıştır. Aslında kukla ile, olmak istediği bir adama bürünmüştür. Küçük oğlu ile kukla sayesinde bir iletişim yakalamıştır. Aynı şekilde şirketi, iflasın eşiğinden kukla sayesinde kurtulmuştur. Fakat gerçekleri göremez.

Depresyona giren hastaların birçoğu maalesef istemsiz bir şekilde kendilerine zarar veriyorlar. Walter bu zorlu süreçten, kendisine zarar vermeden çıkabilecek mi acaba? Tüm bunların cevabı filmde.. Çok mu gizemli oldu cümlemiz? :)) Birçok kişi filmi beğenmemiş. Zevkler ve renkler tartışılmaz diyelim. Ama bence birazda haksızlık yapılıyor filme. Filmi seyrederken Walter’ın yalnızlığını, mutsuzluğunu hissedebiliyorsunuz. Mel Gibson, her zamanki gibi karakterin üstesinden oldukça başarılı bir şekilde kalkmış. Bunu izlerken fark edeceksiniz zaten. Bugün izleyecek bir film bulamadıysanız eğer tavsiyemdir kesinlikle.. İyi seyirler..




Bunları İncelediniz mi?

“Belki Amerika’da öyledir, İrlandalı!” – Captain Phillips

İngiliz asıllı yönetmen Paul Greengrass’in, Hollywood yapımı filmlerinden sonuncusu diyebiliriz. Bloody Sunday’den sonra çok daha naif kalmış; gerçeğe dayanan hikayesi ile aslında ince bir sistem eleştirisi de yapmaya çalışmış fakat … Devamını oku..

Sineblog Yılbaşı Çekilişi Başladı..

Merhaba arkadaşlar.. Bu çekilişi bir kaç ay önceden yapmayı planlıyordum fakat kısmet bugüneymiş. Yılbaşının yaklaşması nedeniyle bol ödüllü bir çekiliş ile açılışı yapıyoruz :) Bundan sonra düzenli olarak çeşitli çekilişler … Devamını oku..

Harry Potter Beyaz Perdeye Elveda Dedi

2001 yılında ilk defa seyirciye merhaba diyen Harry Potter serisi, tam 11 yıl sonra yine beyazperde de seyirciye elveda diyor. Son kitabı 2007 yılında çıkan ve o günden beri beklenen … Devamını oku..

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress