22
Tem

Harry Potter Beyaz Perdeye Elveda Dedi

2001 yılında ilk defa seyirciye merhaba diyen Harry Potter serisi, tam 11 yıl sonra yine beyazperde de seyirciye elveda diyor. Son kitabı 2007 yılında çıkan ve o günden beri beklenen muhteşem finalin nasıl olduğunu elbette herkes gibi okurlarıda bekliyordu.

Öncelikle kitabı okuyan biri olduğumu belirtiyim. Çünkü bazı yerlerde kitaba dayanarak yorumlarda bulunucam. İzleyenlerin de bileceği gibi “Ölüm Yadigarlari: Part 1” Voldemort’un mürver asayı Dumbledor’un mezarından çalması ile bitmişti. Yeni filmimiz de işte tam buradan başlıyor.

Film, Part 1 gibi kitaba sadık kalmış görünüyor. İzlerken seyirciyi sıkmıyor ( en azından seyirci final duygusuyla bu sıkılmayı yaşamıyor). Kitapta bazı sahneler vardı ki filmde de okuyucular bunları görmeyi umut ediyordu. Öylede oldu. Snape’in çocukluğu ve Lily Potter ile olan geçmişi küçük anektotlarla da olsa bizlere gösterildi. Buna oranla ise, kitapta olup filmde göremediğimiz ve keşke olsaydı dediğimiz sahnelerde yok değil. Buna en güzel örnek Lupin ve Tonks’un ölümleri ve Sentorların (At adamların) savaşa dahil olma sahneleri…

David Yates seriye çok açık dille bambaşka bir kalite getirmişti. Bunu son 2 filmde gözler önüne serdi. “Ölüm Yadigarları: Part 2” de de bu kalitesini sürdürmeye devam etmiş. Fakat gözlerden kaçmayacak bi unsur var. Voldemort’un ölümünden sonra Hogwarts içinde ne bir sevinç ne bir irkilme var, sanki sıradan bir başarı elde edilmiş gibi hava geçiyor. Ben hem okur hemde bir seyirci olarak finalin biraz daha abartılabileceği görüşündeyim. Film geneline bakarsak elbet beğenmeyenler olacak, yetersiz görenler olacak ama benim için yeterli bir final yapımı olmuş.

Filmin en çok beklenen sahnelerinden biride kuşkusuz 19 yıl sonraki büyümüş halleriydi. David Yates’e bu konuda çok çok teşekkür etmek lazım. Çünkü ben ve benim gibi kitabı okuyan arkadaşlar eminim ki büyüklüklerini başkalarının oynayacağını düşünüyordu. Yates bu konuda bize çok güzel bir çalım atmış ve oyuncuları yaşlandırma efektleri kullanarak 19 yıl büyütmüş. Böyle bir şeyi yaptığı ve gerçekten Harry Potter serisine sadık kaldığı için David Yates bu 8 filmlik serinin en iyi yönetmeni olarak kalacaktır.

3D konusuna gelirsek, 3D si biraz zayıf kalmıştı. Film boyunca 2D gibi sıradan izliyorsunuz (Xpand için böyle IMAX için bir şey diyemem). Bir tek filmin finalinde 3D özelliğini hissediyorsunuz buda çok önemsiz bir sahne. O yüzden büyük umutlarla 3D yi seçmeyin derim.

Yazan: Sinan Çalık




Bunları İncelediniz mi?

“Bazen hatırlamamanın daha kolay olduğunu düşünüyorum.” – Danny The Dog

Filmi ilk gördüğümde başrolünde Jet Li varsa eğer sadece bir dövüş filminden ibarettir diye düşündüm. Fakat izledikten sonra ne kadar yanıldığımı anladım ki Jet Li‘nin oyunculuğuna da hayran kaldım. Bu … Devamını oku..

Colin Clark gözünden Marilyn Monroe.. – Marilyn ile Bir Hafta

Simon Curtis’in yönetmen koltuğunda olduğu ‘Marilyn ile Bir Hafta’ filmi; bu kırılgan ve naif kadının görkemli hayatı hakkında fikir yürütebilmemiz için bizi onunla bir hafta geçirmeye götürüyor. Gerçek adı Norma … Devamını oku..

“Bazen sanki hiç hissedemeyeceğim şeyleri hissettiğimi düşünüyorum. Sanki her şeyi hissetmişim de artık hiçbir şey hissedemeyecekmişim gibi.” – HER

Akılda kalıcı, hayranlık uyandırıcı, sarsıcı… Böylesine New York Times usulü bir tanım yapmak istemezdim ama tanımlayacak üç kelime bulsam böyle derdim. Daha çok tanım da bulunabilir bu filmin hissettirdikleri için, … Devamını oku..


© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Ãœye GiriÅŸi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress

kadikoy escort
atasehir escort
pendik escort