14
Şub

“Adım, Bruno. – Adım Shmuel.” – Çizgili Pijamalı Çocuk

Çizgili pijamalı çocuk.. eminim ki filmin adını duyduğunda “bu ne böyle, ne biçim bir film ismidir..” demiş olabilirsin. Amma velakin işin aslı, tahminin gibi değil. Daha bi iç cızlattırıcı ve daha bi iç yakıcı. Yazar John Boyne tarafından kaleme alınmış olan bu eser 2008 senesinde aynı roman ismi ile sinemaya uyarlanmış bulundu.

Sen ne düşünüyorsun bu konularda bilmiyorum ancak kendi görüşüm olaraktan şunu söylemem gerekiyor ki, bana göre: dikkat edersen klasik Nazi-Yahudi film yapımcılarının ardında çoğunluk olarak hep aynı 3 ülke vardır: Amerika, İngiltere ve İsrail. Bu 3 ülke sağ olsunlar, şuan ki dünya çapında olanları arka plana atarak ya da attıklarını sanarak, Almanları ve o dönemin ayrımcı grubu olan Nazileri bizlere genelleme olarak “öcü” gibi gösterdiler. Tamam bir soykırım var.. Elbette bunu destekler nitelikte bir hareketim yok ancak aşırı derece de abartılı bir şekilde gösterilmesi tamamen dünyanın her yerine erişmelerini sağladı ki buda bir gerçektir. Fakat sen gel gör ki, bugün ki İsrail’i ve Yahudileri. Oturdukları yerde otursalar gam yemeyeceğim inan ki.

Neyse.. sonuç olarak her şeye rağmen çoğu insanın beyninde yer etmiş ve klasikleşmiş olan Nazi-Yahudi filmlerinden 4 tanesi vardır ki bana göre bunlar; Piyanist, Schindler’in Listesi, Hayat Güzeldir ve Çizgili Pijamalı Çocuk. İşte yine bana göre hepsinden de çok farklı olan ve gerçekten olması gerekenin beyazperdeye aktarılmasının ardından takdir edilesi bir yapımdır; Çizgili Pijamalı Çocuk. Öyle ki, abartılmadan ve sadece olaya çocukların gözünden bakabilmeyi başarmış ender savaş konulu bir film olur kendileri.

Artık konuya gelelim vesselam; Başkahramanımız olarak iki minik çocuk var. Birisi, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sının emriyle Polonya’ya gönderilen ve rütbeli bir asker olan David Thewlis’nın (Baba) oğlu Bruno. (Asa Butterfield) Biriside Auschwitz, Polonya toplama ve yoketme kampında bulunan Yahudi Shmuel. (Zac Mattoon-O’Brien) Nazi Almanya’sının Bruno’nun babasına verdiği görevle aile artık Polonya’da bulunacaktır. Bruno’da koca evde tek başına kaldığı için sıkılacaktır. (çocuk işte garibim sıkılıyor ne yapsın?) Zamanla çevresini keşfetmeye çıkmasından yola çıkacak ve kaderi ona evlerinin hemen yakınlarında bulunan Yahudi toplama ve yoketme kampından, tel örgülerinin ardındaki Shmuel’la karşılaştıracaktır.

Bunun neticesinde de zaman içerisinde Bruno ve Shmuel arkadaşlıklarını saf düşünceleriyle ilerletmeyi başarabileceklerdir. Hayat işte.. Büyüdükçe neler neler öğreniyoruz. Öğrendiğimiz doğruların yanlış olduğunu ve aynı şekilde öğrendiğimiz yanlışlarında doğru olabileceğini görebiliyor bunun da farkına varabiliyoruz mesela. Bir laf vardır, “mezardakilerin yaptıkları şeyler yüzünden, dünyadakiler birbirlerini yiyorlar.” diye. Harbiden çok doğru. Bu iki yavrucağımızda dünyanın dertlerinden ve olaylarından habersizler tabi. Tamam, çevrelerinde var bir koşuşturmaca bir telaş ama tam olarak neyin ne olduğunu kavrayabilmiş değiller haliyle. İşte filmin sana göstermek istediği olayda bu; Dostluk ve arkadaşlık. O yüzden takmıyorlar kafalarına. Gelip geçer felsefesindeler ama bu iki masum çocuğun arkadaşlığı ve yalan dünyadaki ender başarıları nereye ve ne zamana kadar sürecek? İnsanoğlu bu, her telden var. Açgözlülük ve egemenlik hırsı olduğu sürece bu dünyada da savaşlar eksik olmaz a dostlar.

Bruno ve Leon’un kafalarına takmadığı savaş, Bruno’nun kız kardeşinde daha büyük bir etki yapıyor. Savaş durumlarının akıbetiyle Nazi Almanya’sının fanatizmlerine kadar vardırabiliyor olayları. O açıdan da yapım, insanların her yaştan farklılıkların olabileceğini ve asıl önemli olanın yüreğinden gelen seçimleri iyi değerlendirebilmek felsefesini tarafsız olarak göstermeyi başarabilmiş. Hele ki hangi savaş olursa olsun, bu ortamın acımasızlığını izleyiciye kaliteli bir şekilde sunup gösterebilmiş olması zaten seni hemen akışına kitleyecektir yani kaçarın yok.

“-Adım, Bruno.
+Shmuel.
-Efendim?
+Adım, Shmuel.
-Bu senin adın mı? Daha önce hiç böyle bir isim duymamıştım.
+Ben de Bruno diye bir isim duymamıştım.
-Ama Shmuel. Shmuel diye isim olmaz.”

Unutamadığım ve bir can alıcı sahne var ki bu hikayenin sonunda.. Deme gitsin. Bir annenin (Vera Farmiga) hakikatten içler acısı feryadı öyle güzel yansıtılmış ki.. Filmi uzun zaman önce izlemiş olmama rağmen hala o son sahnesi aklıma geldikçe içim cız eder. Vera Farmiga sen nasıl bir içtenlikle oynadın bacım o sahneyi? Neyse hadi konuşmuyorum, bi fena oldum.

Sonuç olarak yapımın vermek istediği mesaj gayet açık; savaş esnasında çocukların masumluğu, saflığı ve güzeller güzeli hayal dünyaları. Irkçılığın hiçe sayıldığını gösterebilmeye çabalamış ve sadece tarafsız masum çocuk kalplerin gözünden, izleyiciye yürekten hissettirebilmeyi başarmış ender yapımlardan bir tanesidir bana göre. O yüzden Nazi-Yahudi filmlerin arasında elle tutulur ve gözle görülebilir olarak benim için sadece Çizgili Pijamalı Çocuk vardır. Yani en azından şuan için bu böyle.

Güzel yurdumun güzel insanları, son olarak diyeceğim odur ki; “Klasik Nazi-Yahudi olayından bıktım arkadaş.” dersen, şu filmi bi izleyiver sevgili insan.

Haydi, bakalım hoşçakal. Esenle ve güzelce kal.

Fragman için buyuruver:




Bunları İncelediniz mi?

“Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.”

Filmin başrollerinde Nejat İşler (Kaan), Yiğit Özşener (Mete), Ahu Türkpençe (Zeynep) gibi başarılı isimler yer alıyor. Kaan çeşitli kitapların basımını yapan yayınevi sahibidir. Mete’nin ise Kadıköy’de barı vardır. Mete’nin plak … Devamını oku..

Kemal Sunal’ın hayatı ve oynadığı filmler

Kemal Sunal… Hiç şüphesiz ki ülkemizde yetişen en önemli sanatçılarından birisidir. Hatta bana göre komedi dalında tektir filmleri. Oynadığı her filmde izleyici güldürmeyi başarmıştır. Birçoğumuz, Kemal Sunal filmlerini onlarca kez … Devamını oku..

“Kahramanlar, bazen kaderleri ağırlığında acı çekerler. Fakat, onları güçlendiren de bu acıdır.” – Midnight FM

Koreliler, gerilim türündeki filmlerde gerçekten çok başarılı yapımlar ortaya çıkarıyor. Fakat en büyük eksileri ise polisleri olaya dahil etmeleri. Yok yani film boyunca zaten hiçbir işe yaramıyorlar filmde olmasalar eksikliğini … Devamını oku..

© Copyright 2010-2017 Sinemayı Bloglamaya Hazır mısınız?. Tasarım: — Dream Theme.

Üye Girişi Valid XHTML 1.0 Transitional I Love You Wordpress